beylikdüzü escort beylikdüzü escort escort beylikdüzü beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort beylikdüzü escort
Bugun...
SON DAKİKA

2025: Maskelerin Düştüğü, Safların Netleştiği Yıl

 Tarih: 30-12-2025 13:01:00
Baran Bakır
2025 yılı takvim yapraklarından düşerken, arkasında sadece ekonomik bir enkaz değil, aynı zamanda siyasi bir illüzyonun çöküşünü bıraktı. Yıllardır "milli irade", "beka" ve "istikrar" masallarıyla uyutulmaya çalışılan Türkiye halkları, bu yıl sermaye düzeninin en çıplak, en vahşi ve en tahammülsüz yüzüyle tanıştı. Artık ortada ne "muhafazakâr demokratlık" iddiası kaldı ne de "mağduriyet" edebiyatı. Geriye kalan tek gerçek; bir avuç sermayedarın kârı uğruna milyonların açlığa, bir tek adamın iktidarı uğruna hukukun lağvedilmesine dayalı bir zorbalık rejimidir.
Yılın son günlerinde Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun önümüze koyduğu rakam, bu düzenin işçi sınıfına bakışının özetidir. 2026 yılı için belirlenen 28.075 TL net asgari ücret , sadece bir rakam değil, milyonlarca emekçiye dayatılan bir "yavaş ölüm" fermanıdır. Türk-İş’in Kasım verilerine göre açlık sınırının 29.828 TL olduğu bir ülkede , devletin resmi organları işçiye "aç kalacaksın" demiştir.
Bankaların kârlarını %300 artırdığı, holdinglerin vergi aflarıyla beslendiği bir tabloda, Mehmet Şimşek programının "rasyonel zemin" dediği şeyin, emeğin servetini sermayeye transfer etmekten başka bir şey olmadığı kanıtlanmıştır. Enflasyonun faturasını ücretlilere kesen bu anlayış, TÜİK’in %30 bandına sıkıştırdığı yalan enflasyon verileriyle halkın ekmeğini küçültmeye devam etmektedir.
2025, sadece ekonomik değil, siyasi bir kırılma yılıydı. 19 Mart’ta İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun, hukuk tarihine kara bir leke olarak geçecek uydurma suçlamalarla gözaltına alınıp tutuklanması , rejimin sandık korkusunun dışavurumudur. 31 Mart 2024’te başlayan çözülmeyi durduramayan iktidar, çareyi siyasi rakiplerini zindanlara atmakta, halkın iradesini kayyumlarla gasp etmekte bulmuştur. Esenyurt’tan Mardin’e uzanan kayyum silsilesi , Kürt halkının iradesiyle Batı’daki demokrasi talebinin buluşmasını (Kent Uzlaşısı) engellemek için atılmış panik adımlarıdır.
Ancak hesap edemedikleri şey şuydu: Baskı, direnci bileyledi. Saraçhane’den yükselen ses, sadece bir belediye başkanını savunmak değil, faşizan bir kurumsallaşmaya karşı "Hayır" çığlığıydı.
Karamsarlığa kapılacak mıyız? Asla. Çünkü 2025, aynı zamanda işçi sınıfının üzerindeki ölü toprağını attığı yıl oldu. Çatalca’da Polonez işçileri, 173 gün süren inatçı direnişleriyle, ters kelepçeye ve biber gazına rağmen sermayeye diz çöktürdü ve haklarını söke söke aldı. Soma’dan yalınayak Ankara’ya yürüyen Fernas madencileri, "patron vekil" düzenine meydan okuyarak kazandı. Yerin yüzlerce metre altında kendilerini madene kapatan Çayırhan işçileri, özelleştirme yağmasına karşı kamusal varlıkların nasıl savunulacağını gösterdi.
Bu direnişler bize şunu öğretti: Sarı sendikaların ihanetine, devletin polisinin patronun özel güvenliği gibi davranmasına rağmen; fiili, meşru ve birleşik mücadele kazanır.
Dış politikada ise "One Minute" şovlarının yerini, ticaret gemilerinin sessiz sedasız İsrail limanlarına akmaya devam ettiği gerçeği aldı. Gazze’de soykırım sürerken, ticaretin kağıt üzerinde Filistin veya Yunanistan üzerinden gösterilerek sürdürülmesi , siyasal İslam’ın anti-emperyalist değil, işbirlikçi karakterini bir kez daha ifşa etti.
Sonuç: 2026'ya Girerken
2026’ya girerken önümüzdeki tablo nettir: Ortada "düzeltecek" bir sistem değil, yıkılması gereken bir sömürü düzeni vardır. CHP yönetiminin "normalleşme" hayalleri 2025’in sert gerçeklerine çarparak tuzla buz olmuştur. Kurtuluş ne sandığı beklemekte ne de Saray ile uzlaşmaktadır.
Kurtuluş; Polonez işçisinin cesaretinde, Fernas madencisinin inadında ve kadınların "tek adama karşı çok kadın" diyerek sokakları zapt etmesindedir. 2025’te maskeler düştü, 2026 örgütlü mücadelenin ve hesabın yılı olmalıdır.
  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
YUKARI