Edremit’te her yağmur sonrası sular çekiliyor ama geriye kalan balçık, sadece sokaklarımızı değil, bu kenti yöneten zihniyetin maskesini de aşağı indiriyor. Yıllardır süregelen "mış gibi yapma" siyaseti, dökülen geçici asfaltlar, seçim makyajları ve halkın parasını reklam panolarına gömen anlayış; doğanın en küçük uyarısında yerle bir oluyor. Ancak mesele sadece bir altyapı sorunu değildir; mesele, bu kentin hangi sınıfa, hangi çıkarlara hizmet etmek için yönetildiği meselesidir.
Artık gerçeklerle yüzleşme vaktidir: Edremit halkı, her seçim döneminde önüne konulan "ehvenişer" seçeneklere mahkûm değildir. Yıllardır sağ ya da sosyal demokrat maskeli piyasacı belediyecilik arasında mekik dokuyan, sandığa bir holigan edasıyla, takım tutar gibi giden seçmen profilinin bu kente katacağı bir şey kalmamıştır. Holiganlık, sadece statüko sahiplerini koltuklarında tutmaya yarar; oysa halkın ihtiyacı olan şey sadakat değil, denetimdir; taraftarlık değil, iradedir.
Tarih Bize Başka Bir Yolun Mümkün Olduğunu Söylüyor
Bize "başka çaresi yok, sistem böyle işler" diyenlere verecek tarihi bir cevabımız var. Bu topraklar, ranta ve sermayeye teslim olmayan, halkın kendi kendini yönettiği devrimci belediyecilik örneklerine yabancı değildir.
Fatsa’da Terzi Fikri: 1979’da Fatsa’da "Çamura Son" kampanyasıyla başlayan o büyük yürüyüşü hatırlayın. Belediye imkânlarının yetmediği yerde halkın emeğini, traktörünü, küreğini birleştirerek o kenti çamurdan ve karaborsadan çıkaran irade, sadece bir belediye başkanı değil, bir halk meclisi iradesiydi.
Ovacık ve Tunceli’de Fatih Mehmet Maçoğlu: "Komünist Başkan" şahsında ete kemiğe bürünen model, bir ütopyanın değil, somut bir başarının adıdır. Bütçenin halka kuruşu kuruşuna açıklandığı, tarımsal üretimin kolektifleştirildiği ve halkın yönetime doğrudan katıldığı o model; dürüst, halkçı ve sosyalist bir anlayışın en imkânsız görünen yerlerde bile neleri başarabileceğinin kanıtıdır.
Neden Sol/Sosyalist Belediyecilik?
Çünkü sol/sosyalist yapılar belediyeyi bir "ticarethane" veya "ihale dağıtım merkezi" olarak görmez. Sosyalist belediyecilikte:
Halk Meclisleri Karar Verir: Belediye binasının koridorlarında fısıldaşarak değil, mahallelerde halkın huzurunda açıkça tartışarak karar alınır. Hangi mahallede çamur varsa, öncelik o mahalledeki emekçinindir.
Rant Değil, Kamu Yararı: Bir müteahhit grubunu zengin edecek lüks projeler yerine, halkın ulaşımını, suyunu ve altyapısını güvence altına alacak kalıcı, bilimsel çözümler üretilir.
Hesap Verilebilirlik: Belediye gelirleri ve giderleri her ay dev afişlerle halka ilan edilir. Halk, ödediği verginin nereye gittiğini sormak zorunda kalmaz, zaten görür.
Sandıkta Holiganlığı Bırakma Vakti
Artık "bizimkiler kazansın" diye değil, "halk kazansın" diye düşünme vaktidir. Bir holigan gibi takımların arkasına dizilmek, bizi her yağmurda aynı çamur deryasına mahkûm etmekten başka bir işe yaramadı. Sorunlarımızı çözecek olan şey kişilerin karizması değil, halkçı ve kamucu bir programın disiplinidir.
Edremit’in sokaklarını balçıktan kurtaracak olan şey, Terzi Fikri’nin cüreti, Maçoğlu’nun şeffaflığı ve bizlerin bu sömürü düzenine karşı örgütlü duruşudur. Bu düzeni değiştirmek, bir oy pusulasından çok daha fazlasıdır; bu, kendi kaderimize sahip çıkma iradesidir.
Gelecek, sandığa bilinçle gidenlerin ve sokakta emeğine sahip çıkanların olacaktır. Başka bir Edremit mümkündür!