Ekolojik Devrimi Örgütlemek.
Kapitalizmin, tüm gezegendeki yaşam ağını (İnsan, hayvan, bitki, çevre) ve onunla birlikte uygarlığın geleceğini tehdit edecek ölçüde bir çevre krizi yarattığını hepimiz kabul ederiz. Ancak bu tehdidin boyutları ile ilgili çözüm konusunda farklı düşünceler var.
Bir bakış açısına göre, doğanın dengesinin bozulması, insanlar tarafından yaratılan insani sorunlar oldukları ve yine insanlar tarafından kolaylıkla çözülebilir. Kapitalist sistemin geliştireceği üstün teknolojilerle bu denge işi hallolur ve doğa dengesine tekrar kavuşur.
Diğer bakış açısına göre ise; dünyamızda canlı yaşam için tespit edilen 9 gezegensel sınırdan altı tanesi aşılmış durumda.
* İklim değişikti (2050 yılı için öngörülen 1.5 derecelik sınır aşıldı).
* Stratosferik ozon kaybı gerçekleşti. (Ultraviole ışınlarının kanser yapıcı zararları yaşanıyor).
* Azot-potasyum döngüsü bozuldu. (Azot proteinin temel yapı maddesi. Biz insanlar proteinsiz yaşayamayız. Potasyum tüm vücut dengemizin yapı taşı).
*Tatlı su kullanımında sınır aşıldı. Yeraltı sularının çoğunluğu yok oldu. (Kuraklık, göç ve savaşların nedeni).
*Arazi kullanımındaki değişimler gerçekleşti, ormansızlaşma artarak devam ediyor. (Ovalar jeotermallere, zeytinlikler ve ormanlar madencilik alanlarına, dereler hidroelektrik santrallerine, meralar yapılaşmaya açıldı).
*Atmosfere aerosol salınımı ve kimyasal kirlilik geri döndürülemez aşamada. (Tarımda kullanılan pestisitler, makro ve mikro plastik kirliliği)
Üç gezegensel sınır henüz aşılmadı.
*Fosfor döngüsü (kemik ve diş yapımızın temeli).
*Okyanusların asitlenmesi (Karbon yutak merkezi olma özelliğinin kaybı ve oksijen üretiminin azalması).
*Biyoçeşitliliğin azalması (Kimi canlı türlerin artık yaşamıyor olması).
Sistemin meta-kâr- daha çok meta anlayışı sonucu bu sınır aşımları daha da büyüyor. Kapitalist sistemin devam etmesi halinde özellikle insan türünün kendi bindiği dalı kesmesi artık an meselesi.
Kimi uyarı sinyalleri bu ikinci görüşü haklı çıkarır nitelikte.
•Atmosferdeki sera gazlarının birikmesi sonucu, dünyadaki ortalama sıcaklığın çok yakında sanayii öncesi dönemlerin 2 derece üstüne çıkıp kritik eşiği aşacağı kesin gibi. Dünyamız, 1850 yılına kadar yalnızca 1 derecelik sıcaklık artış olmuşken son 150 yılda 1,5 derece daha ısındı. Bunun 0.3 derecesi son sekiz yılda gerçekleşti. (Her bir derecelik ısının bize yansıması 7.5 ile 15 derece arasıdır.)
• Bilim insanları her 1 derecelik artışa karşılık pirinç, buğday ve mısır mahsullerinin %10 oranında azalacağını söylüyorlar (ulusal bilimler akademisi tutanakları 2004) Bu tespit gelecekteki kıtlığın ön habercisi.
• Dünya ekonomisi, sürekli artan talebe karşılık giderek azalan ve çıkarılması zorlaşan petrol kaynakları ile karşı karşıya. Bu durum, büyüyen bir enerji krizini ve buna bağlı kaynak savaşlarının çıkacağının göstergesi.
• Gezegenimiz kullanılabilir su kıtlığı ile karşı karşıyadır. Dünyamızda var olan suyun yalnızca %3’ü tatlı su. Bunun da ancak üçte biri kullanılır durumda. Yani su fakiri bir planette yaşıyoruz.
• Dünyadaki ana balık kaynaklarının üçte ikisi kapasite sınırında veya üstünde avlanılıyor. Balık popülasyonu azalıyor. Okyanuslardaki yırtıcı balık türlerinin %90’ı yok oldular.
• Türlerin yok oluş hızı 65 milyon yılın en üst seviyesinde. Biyoçeşitlilik azalıyor. Kimi canlı türleri artık yaşamıyor. Yerlerine değişik hastalıklara neden olan yeni virüs türleri üremeye başladı.
Tüm bu parametreler gösteriyor ki, insanın çevreyle bugünkü ilişkisi artık sürdürülebilir değil. Kapitalizmin sürekli üretme ve büyüme hırsı, en büyük tahribatı doğada yaratıyor. Teknolojideki devrimin ve önerilen diğer yöntemlerle (karbon yakalama ve ticareti gibi) bu sorunu çözülemeyeceği çok net. Mevcut kapitalist üretim tarzı dönüştürülmeden, yani sermaye düzenine son vermeyi hedefleyen daha uzun erimli bir toplumsal devrim olmadan, yani düzen içerisinde kalarak ekolojik sorunlar çözülemeyecek. Gelişmeler ekolojik devrimin örgütlenmesini gerekli kılıyor. Topluluk, topluluk- bölge, bölge- şehir, şehir aşağıdan örgütlenmesi gereken bir devrim.
Temel insan ihtiyaçlarını, yani, temiz hava-kirlenmemiş su-güvenli yiyecek-herkese sağlık hizmeti- toplu taşıma-ulaşılabilir eğitim, savaş araç-gereç üretiminin tamamen durdurulduğu ve tüm bunların olabilmesi için dünyayla (doğayla) sürdürülebilir ilişki biçimlerinin tüm diğer isteklerin önüne konulduğu bir devrim.
Eğer insan uygarlığı ve bildiğimiz şekliyle yaşam ağı varlığını sürdürecekse biz insanlar buna niyetliysek, dünyaya karşı sorumluluklarımızı üstlenmenin gereği ekolojik devrimin bir an önce örgütlenmesi gereklidir. Geç kalmadan!
DT. Mehmet Akbulut.