Değerli okurlar; Sizlerle bu sayfada ilk kez ‘’ekolojik devrimi örgütlemek’’ adlı bir makale yazarak buluşmuştum. Orada canlı yaşam için ve özellikle biz insanlar için bilim insanlarının tespit ettiği 9 gezegensel sınırdan bahsetmiştim ve bunlardan altı tanesinde sınırı aştığımızı, dikkatli olmamız gerektiğinin altını çizmiştim. Bu sabah ‘’Okyanusların asitlenmesi’’ sınırının da aşıldığını okudum. Bu 7. Sınır aşımı.
Bilindiği gibi okyanuslar doğanın doğal döngülerinden en hayati olanını gerçekleştiriyor. İçerisinde milyarlarca canlı yaşıyor. İklim değişikliği dengesinin merkezi. Karbon yutak ve oksijen üretim merkezi. Buradaki hayvanlar ile bitkiler arasında muhteşem bir alış-veriş dengesi var. İçerisindeki bitkilerle karbon emisyonu yaparken, barındırdığı canlı hayvanlarla oksijen üretiyor. Sınır aşımı bu dengenin de yok edilmesi anlamına geliyor.
Doğamız, bileşenleri ile bir sistem oluşturmuş durumda. Bu sistem kendi arasında mükemmel şekilde dengededir. Bu dengeye ve dengenin kurallarına saygılı olmak, yaşamımızı doğanın kurallarına göre düzenlemek gerek. Öyle düzenlemeler yapılmalı ki, Doğa yaşamsal döngülerini ve süreçlerini devam ettirsin. Madde döngüsü devam etsin. Su, karbon, azot ve fosfor gibi temel elementlerin ve bileşenlerinden oluşan doğal döngüler bozulmasın. Doğada bulunan elementlerin ve bileşenlerinin sürekli olarak dönüşüm içerisinde olduğu süreçlerin işleyişi sürsün.
Madde döngüsü bozulduğunda karşılaştıklarımız çok tanıdık.
· Kaynaklar tükeniyor: Madde döngüleri doğal kaynakların sürekli olarak yenilenmesini sağlar. Örneğin su döngüsü sayesinde, su buharlaşma, yoğunlaşma ve yağış süreçleri ile sürekli döngüde kalır. Bu döngünün bozulması sonucu bugün su ve diğer doğal kaynaklar tükenir noktasına gelmiş durumda. Tarımda, içme suyunda ve sanayide büyük sorunlar yaşanıyor. Milyar yılda oluşan fosil gazlar 200 yıl gibi kısa sürede tükenme noktasına geldi. BU nedenle dünyada Emperyalist devletlerin çıkardığı paylaşım savaşları yaşanıyor.
· Ekosistem dengesi bozuluyor: Madde döngüleri işlevsiz hale gelince denge bozulması sonucu birçok tür yok olma tehlikesi ile karşı karşıya. Biyoçeşitlilik azalıyor. Yabani hayvan popülasyonu %69’u, kaybedilmiş durumda. Toprakların %75’i kullanım biçimi temelden değiştirildi. Sulak alanların %85’i yok edildi.
Toprak verimliliği azalıyor: Karbon, azot ve fosfat döngüleri toprak verimliliğinin korunmasında kritik öneme sahipler. Bu döngülerin eksikliğinde, toprağın besin maddeleri azalıyor, tarım yapma imkanları yok oluyor.
Anlatmak istediğim Ekosistemlerin insan yaşamı ve doğal kaynakların sürdürülebilirliği için kritik öneme sahip olduklarıdır. Şimdi alıcı ortam olarak kullanılan (kirli atık merkezleri yapılan) ve bu nedenle aşırı kirletilen deniz ekosistemi ile ilgili gezegensel bir sınır daha aşıldı.
Aslında bizler karar vermeliyiz. Dünyaya sahip olmak mı istiyoruz (emperyal güçler bunu yapıyorlar), yoksa dünyayı anlamak mı? Anlamaya çalışsak iyi olacak. Çünkü gezegenin ve uygarlığımızın geleceği buna bağlı!